Metin Karip

Tarih: 13.02.2026 13:33

Organize Cehalet

Facebook Twitter Linked-in

Aslında insana mahsus, hatta yer yer masum bir hâl. İnsan bilmez, öğrenir. Yanılır, sorar. Eksiktir, tamamlar. Cehalet giderilebilir bir şeydir; yeter ki kişi bilmediğini bilsin. Çünkü bilmediğini bilen insan, öğrenmenin eşiğindedir.


Fakat bir de başka bir cehalet türü var.
O masum değil. O, eksiklikten değil tercihten doğar. İşte ben buna “organize cehalet” diyorum.

Organize cehalet, bilmemeyi seçmektir.
Gerçeğe sırtını dönmek, hakikati duymamak için kulaklarını kapatmaktır. Soru sormayı bırakmak, araştırmayı gereksiz görmek, farklı fikri düşman bellemektir. Bu cehalet türü tek başına dolaşmaz; kalabalıkları sever. Çünkü kalabalık içinde akıl askıya alınır, sorgulama zayıflar, itiraz cesaret ister.


Cehalet normalde bireyseldir; kişi kendisiyle yüzleştiğinde çözülür.
Ama organize cehalet kolektiftir. Kendi doğrusunu mutlak hakikat ilan eder. Yanlış olduğunu kanıtlayan deliller karşısında geri adım atmaz; tam tersine daha yüksek sesle konuşur. Hakikati bastırmak için gürültü üretir.
Bilmemek ayıp değildir.


Ayıp olan, öğrenme imkânı varken öğrenmemektir.
Hata yapmak suç değildir.
Suç olan, hatayı inatla savunmaktır.
Bugün toplumların en büyük meselesi bilgisizlik değil; bilgiye rağmen körleşmektir. Herkesin cebinde bir dünya bilgi var ama hakikate ulaşmak yerine kendi fikrini besleyen cümlelerin peşine düşüyor. Artık mesele “bilmiyorum” demek değil; “ben böyle inanıyorum, gerisi umurumda değil” demek.
Ve işin en acı tarafı şudur:


Cehaletin en büyük kaybı yine memlekete olur.
Olan da memlekete olur.


Yanlış kararların bedelini bir kişi değil, bir toplum öder. Kırılan güven, zayıflayan kurumlar, geriye giden değerler… Hepsi cehaletin eseridir. Ama organize cehaletin faturası daha ağırdır; çünkü o, hatayı düzeltmeye bile izin vermez.
İşte bu yüzden memleket olarak hep geride kalıyoruz.
Her şeyden mahrum kalıyoruz.


Bilimde geride, ekonomide geride, fikirde geride…
Çünkü sorgulamadıkça gelişemeyiz, öğrenmedikçe büyüyemeyiz.
Organize cehalet, insanı rahatlatır.


Sorumluluğu ortadan kaldırır. Düşünmeyi zahmetli bir iş olmaktan çıkarır. Sorgulamayan insan huzurlu zanneder kendini. Oysa o huzur değil, uyuşmadır.
Toplumlar cehaletten değil, organize cehaletten zarar görür.


Çünkü cehalet öğrenmeyle biter; organize cehalet ise ancak cesaretle… Cesaretle soru sorarak, cesaretle yanıldığını kabul ederek, cesaretle “ben bilmiyormuşum” diyerek.
Belki de kurtuluşun ilk adımı şudur:
Bilmediğini bilmek ve öğrenmeye açık olmak.


Aksi hâlde geriye kalan sadece gürültüdür.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —