Bu tabloyu sadece büyük şehirlerde değil, küçük yerleşim yerlerinde de görmek mümkündür. Hatta çoğu zaman küçük ilçelerde siyaset daha sert, daha kırıcı ve daha karmaşık bir hâl alır. Çünkü herkes birbirini tanır, herkes birbirinin geçmişini bilir ve atılan her adım, söylenen her söz daha büyük yankı bulur.
Diyadin’de de zaman zaman siyasetin bu sert yüzü hissediliyor. İlçede hizmet konuşulması gerekirken, kişisel tartışmaların, kırgınlıkların ve hesaplaşmaların öne çıktığı dönemler yaşanıyor. Oysa Diyadin’in ihtiyacı olan şey; kavga değil, ortak akıl. Tartışma değil, çözüm. Ayrışma değil, birliktir.
Siyasetin vahşi bir ormana dönüştüğü yerde, en çok zarar gören yine vatandaş olur. Yollar konuşulmaz, altyapı konuşulmaz, gençlerin geleceği konuşulmaz. Bunun yerine dedikodular, polemikler ve gereksiz tartışmalar gündemi meşgul eder. Olan yine Diyadin’e olur.
Unutulmamalıdır ki siyaset, hizmet için yapılır. Makamlar gelip geçicidir, ancak ilçeye bırakılan eserler kalıcıdır. Diyadin’in gelişmesi, büyümesi ve hak ettiği yere gelmesi için siyaset dilinin yumuşaması, rekabetin hizmette olması gerekir.
Çünkü Diyadin, kavgaların değil; birlik ve beraberliğin ilçesi olmalıdır. Bu ilçede yaşayan herkesin ortak derdi Diyadin’dir. Ve bu orman, vahşi olmaktan çıkıp yeşeren bir bahçeye dönüşecekse, bu ancak sağduyu ve ortak iradeyle mümkün olacaktır.