Fakat bugün geriye dönüp baktığımızda, o eski ruhun yavaş yavaş kaybolduğunu görmek ne yazık ki zor değil. Menfaat ve çıkar uğruna her renge bürünenlerin çoğalmasıyla birlikte, o sağlam duruşların da birer birer yok olduğunu görüyoruz.
Bugün birçok insanın dilinde aynı cümle var: “Ağrı’da siyasetin son kalesi de düşmüş.”
Artık siyaset; dava için mücadele edenlerin değil, kişisel çıkarını büyütmeye çalışanların alanı haline gelmiş gibi görünüyor. İnsanlar idealleri için değil, şahsi menfaatleri için siyaset yapar hale gelmiş durumda.
Bu durumun en büyük sebeplerinden biri ise toplum olarak yaptığımız tercihlerdir. Çünkü çoğu zaman siyasette dürüst ve ilkeli olanı değil; güzel konuşanı, güzel yalan söyleyeni ya da cebini doldururken çevresine küçük çıkarlar dağıtanları tercih eder hale geldik. Hatta öyle ki, bir kişinin ailesinin en küçük ferdine bile iş imkânı sağlayacağını söylemesi bile destek için yeterli görülür oldu.Oysa siyaset böyle bir şey değildir. Siyaset, bir memleketin geleceğini şekillendiren ciddi bir sorumluluktur.
Bu noktada Diyadin’e ayrı bir parantez açmak gerekir.
Diyadin, her zaman sözünü açık söyleyen, doğruluğu ve mertliğiyle bilinen insanların memleketi olmuştur. Bu topraklarda insanlar çıkar için değil, doğru bildiğini söylemek için konuşur. Diyadin’in siyaset kültüründe yıllarca dürüstlük ve samimiyet ön planda olmuştur.
Ancak bugün Diyadin’de bile insanlar artık siyasete temkinle bakıyor. Çünkü halk, verilen sözlerin çoğu zaman tutulmadığını, siyasetin giderek daha fazla çıkar hesaplarına teslim olduğunu görüyor.
Oysa Diyadin’in ruhu buna razı olmaz. Bu memleketin insanı, yalana değil doğruluğa; menfaate değil davaya değer verir.
Belki de bugün yeniden hatırlamamız gereken şey tam olarak budur: Siyaseti kirletenler kadar, o kirlenmeye sessiz kalanlar da sorumludur.
Eğer gerçekten değişim istiyorsak; güzel konuşanları değil doğru konuşanları, çıkar dağıtanları değil memleket için çalışanları desteklemek zorundayız.
Çünkü bir memleketin siyaseti, aslında o memleketin aynasıdır.
Ve Diyadin’in, Ağrı’nın aynası; menfaat değil, dürüstlük olmalıdır.