Bugün, 16 Mart 2026 Pazartesi

İsmet Oğuzkan


UNUTULAN VAAT

Kışın en sert geceleri yalnızca havayı değil, insanın içini de dondurur. Soğuk bazen rüzgârla gelir, bazen karla…


Ama bazen de bir sözle gelir. Yerine getirilmeyen bir sözle. Rivayet edilir ki, dondurucu bir kış gecesinde bir kral sarayının duvarlarında nöbet tutan muhafıza yaklaşır ve sorar: “Üşümüyor musun?”

Muhafız başını eğerek cevap verir: “Alışığım kralım.” Kral bir an durur, muhafızın titreyen ellerine bakar ve şöyle der: “Olsun… Sana sıcak tutacak bir elbise getirmelerini emredeceğim.” Sonra sarayın kapısından içeri girer. Fakat sarayın sıcak koridorları, yanan şömineleri ve gündemin telaşı  ona verdiği sözü unutturur. 

Emir verilmez. Kapılar kapanır. Gece uzar. Ertesi sabah nöbet yerinde bir sessizlik vardır.Muhafız, duvarın dibinde donmuş halde bulunur. Ve duvara kazınmış şu cümle okunur: “Soğuğa alışkındım; fakat senin sıcak elbise vaadin beni öldürdü.” İnsan bazen yoklukla baş edebilir.

Zorlukla da…Soğukla da…Ama umutla sınanmak başka bir şeydir. Çünkü insanın en kırılgan yanı beklentidir.

Bir söz verildiğinde, insan artık yalnız değildir. Zihninde bir ihtimal doğar, kalbinde bir sıcaklık belirir.Beklemek işte o anda başlar.Beklemek, çoğu zaman sabrın en ağır biçimidir.Ve bekletilmek, çoğu zaman sessiz bir incinmedir. Hayatın en derin kırgınlıkları çoğu zaman büyük ihanetlerden değil,yerine getirilmeyen küçük sözlerden doğar.

Bir telefon edeceğini söyleyip etmeyenlerden…“Yanındayım” deyip ortadan kaybolanlardan…“Merak etme, halledeceğim” deyip unutanlardan… Söz, insanın karakterinin aynasıdır.Bir insanın sözü ne kadar kıymetliyse, kendisi de o kadar kıymetlidir.Toplumların çürümesi de çoğu zaman büyük felaketlerle değil, küçük sözlerin değersizleşmesiyle başlar.Çünkü sözün ağırlığı kaybolduğunda güven de kaybolur.

Güven gittiğinde ise geriye yalnızca mesafe kalır.İnsanlar birbirinden uzaklaşır.Kalpler arasına görünmez duvarlar örülür. Ve çoğu zaman kimse yüksek sesle bir şey söylemez.Ama içten içe şunu düşünür:“Demek ki sözü o kadar da önemli değilmiş.”İşte o an bir dostluk sessizce ölür.

Bir güven yıkılır.Bir saygı eksilir. Bazen insanlar büyük kötülükler yapmaz.Ama küçük ihmallerle büyük yaralar açar. Bir insanı kandırmak kadar, ona boş umut vermek de ağır bir vebaldir.Çünkü umut, insanın içindeki en narin duygudur.Kırıldığında sesi çıkmaz… ama izi çok derin olur. Bu yüzden hayatın en basit ama en değerli ahlaklarından biri şudur:Veremeyeceğin sözü verme.Eğer bir söz veriyorsan,onu hatırlayacak kadar vicdanlı ol,yerine getirecek kadar da dürüst ol.Çünkü bazen bir insanı öldüren şey soğuk değildir.Bazen onu öldüren, unutulan bir vaattir.Bütün vırreklere selam olsun.Şakşakçılarına selam olsun.Reklam kokan,ne oldum delisi olanlara selam olsun.Gerçek insanların ise önünde saygıyla eğiliyoruz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.