Enflasyon, hele ki hiperenflesyon, bir yerden sonra ekonominin değil, sosyo-psikolojinin tanıtım alanına giriveriyor. Türkiye'de bu olgu halihazırda yaşanıyor. İnsanlar “Tutturabildiğine” Fiyatlandırma uygularken asgari ücretteki artışı da bahane ederek ilave %30 zammı, yeni yıl ile birlikte yürürlüğe koydular bile…
Düşünsene mutfak tüpü 150 TL'den 345 TL'ye yükseliyor… Çayın yanına koyduğu tek bir bisküvi için “10 lira” Etiket koyan… Erzurum yolundaki dinlenme tesisinde, 1 çorba için 25 lira talep eden… .
Bence Enflasyon artık zıvanadan çıkmıştır. Hiperenflesyon olmuştur. Hepimizin zihnine bir kıymık gibi saplanmış ve yönetilmeyen ekonominin vahşi arenası'nda bir zulüm aracı haline gelmiştir. Eski Bakan “ben dövize bakmıyorum” diyordu. Yeni Bakan; “ ben enflasyona bakmıyorum ” diyor. Halk ise gücü gücüne yetercesine etiketler üzerinden birbiriyle savaşıyor. Hiperenflesyon, “ hezimetle biten bir meydan savaşından daha fazla zarar verir” topluma.
Hele ki ucuzluk katilini seçim ekonomisi uygulayanlar koruyorsa ..
