Oysa hayatın değişmez bir gerçeği vardır; her çıkışın bir de inişi vardır.
Diyadin’in sokaklarında büyüyenler bunu çok iyi bilir. Burada insanlar sadece yükselmeyi değil, düşenin elinden tutmayı da öğrenir. Çünkü herkes bilir ki bugün yukarıda olan, yarın aşağıda olabilir. Bugün güçlü olan, yarın desteğe ihtiyaç duyabilir.
İşte bu yüzden merdivenlerden çıkarken inenlere selam vermek, basit bir nezaket değildir. Bu, hayatın döngüsünü kabul etmenin, kibirden uzak durmanın ve insan kalabilmenin en güzel göstergesidir.
Çünkü o merdivenlerde karşılaştığın insanlar, senin geçmişin ya da geleceğin olabilir. Yukarı çıkarken görmezden geldiğin bir insan, yarın sen inerken karşına çıkabilir. Ve o an anlarsın ki asıl önemli olan, hangi basamakta olduğun değil; o basamaklarda nasıl bir insan olduğundur.
Diyadin’in özünde bu vardır. Makamlar gelip geçicidir, unvanlar zamanla silinir ama insanın bıraktığı iz kalır. Bir selam, bir vefa, bir saygı… Bunlar asla kaybolmaz.
Unutma;
Bugün çıktığın merdiven, yarın ineceğin merdiven olabilir.
Bugün yukarıdan baktığın yer, yarın aşağıdan bakacağın yer olabilir.
O yüzden derim ki; Merdivenlerden çıkarken inenlere selam verin…

