Yazı yazmamızda bizi yalnız bırakmayan, bize destek veren, bizi teşvik eden, bize aşk veren, bize sevda veren, bize heyacan veren, bize enerji veren, bize moral veren, bizi ayakta tutan... Yazılarımızı okuyan, beğenen, yorum yapan, paylaşan sayfa arkadaşlarımızdır. Allah onlardan razı olsun, iyi ki, varsınız...
Yazılarımızı beğenmemeleri için, yorum yapmamaları için, paylaşılmaması için; ona-buna söyleyerek, onu-bunu telefonla arayarak telkinde bulunanlar ne acıklı duruma düştüklerinin acaba farkındalar mı? Birileride yazılarımızı; kim beğenmiş, kim yorum yapmış, kim paylaşmış kontrol ediyor! Aman Yarabbim ne hale düşmüşler…
Kendilerini bulunmaz hint kumaşı zannedenler…
Kıskançlık krizi geçirenleri, hür iradesi ipotekli olanları, ondan-bundan korkanları, beğenirsem acaba bana ne derler diye etki altında kalanları çok iyi biliyoruz…
Fransız yazar diyor ki: “Korkak insandan korktuğum kadar, hiç kimseden korkmadım.” Çok doğru. Çünkü; günümüzde korkak insanları görüyoruz, duyuyoruz…
Bu tipler; gelene ağam-gidem paşam diyen, korkak, pısırık, dostunu, arkadaşını bir pula satan zavallı, yüreksiz, boş gönül kuşsuz kafes olan, iki yüzlü, nankör, vefasız, menfaatlerine düşkün olanlardır!
Doğru söz işine gelmeyenin zoruna gider…
Vefalı insanlar Melek gibidir, görünmez ama gözetler seni, duyulmaz ama bırakmaz seni, dokunmaz ama korur seni, haber dahi vermez ama duada unutmaz seni. Sıkıntılı zamanında Hızır gibi yetişir, Rabbim vefalı dostlardan olup, Vefalı dostlar bulmayı nasip etsin...
Güzel şeyler olacak, çünkü güzel dualarımız var…
Dürüst ve gerçekçi eleştiri başkadır, asılsız ve haksız çarpıtma bambaşkadır. Çünkü; dürüst olmanın yükü ağırdır. Zira O yürek gerektiren bir davanın hamalıdır... Selam olsun o güzel yüreklere... Her daim inandıklarımızın yanında olduk ve yine inandıklarımızın yanındayız.
Yazar Sabahattin Ali'nin dediği gibi: "Bana ne kadar kötülük yapılırsa yapılsın kimseye saygısızca gitmedim. Aram bozuk olsa bile birinin bana ihtiyacı olsa hiç düşünmeden giderim ama görüyorum ki saygının sevginin hatta şefkatin bile iyileştiremeyeceği insanlar var."
Düşenin dostu olduk, düşen düştüğünü inkar etti…
Verdiğiniz hasarın farkında olmayan insana neyi nasıl anlatacaksınız. Bir kere ben size bunu nasıl yaptım diye, ben sizi nasıl bu hale getirdim diye üzülmeyen, bir kere kaybetme korkusuyla eli ayağına dolanmayan insana neyi anlatacaksınız.
Düşünür Farid Farjad ne güzel söylemiş: "Güzel konuşmak, ince düşünmek, halden anlamak, sevmek, düşeni kaldırmak, ağlayanı güldürmek, hep bedava biliyor musunuz?"
Binbir türlü fedakarlık yaptığımız insan bize nankör muamelesi yaparsa eğer, o insanı fedakarlığımızın yüzde birini mumla aratacak hale getirmek bizim hakkımız.
Yazar Charles Bukowski ne güzel ifade etmiş: "Zor günlerini yalnız atlatan, kimsenin yokluğunu hissetmez."
Rabimden dileğim odur ki; Herkes kimi ne kadar üzdüyse o kadar üzülsün, kimsenin ahı kimsede kalmasın. Kalp kırıp emeğini, inancını çalmak bu kadar basit olmamalı.
Kalbi iyi olanın yolu daima açıktır…
Evet gerçekten! Nankörsünüz... Düştüğünüzde size el uzatan, her anınızda bir şekilde yanınızda olan insanları hiçe sayacak kadar nankörsünüz.
Her insan sevgiye layık değildir...
Ey zavallı! “Yazılarımızı beğensen ne olur, beğenmesen ne olur! Yorum yapsan ne olur, yapmasan ne olur! Paylaşsan ne olur, paylaşmasan ne olur!
Maskelerin ardına gizlenmiş yüzler…
Başkalarını üzerek ilerlemeyi düşünmek, çok kötü bir seçenektir. Hayat kimsenin ağlayarak kaybettiğini bir başkasına gülerek kazandırmıyor. Hayat, er ya da geç insanın başkasına yaşattığı şeyleri kendisine de yaşatıyor.

