Sohbetlerde, muhabbetlerde hep konuşulur ya; "Kumbaraya çevirin yüreğinizi ve iyilik biriktirin içinde. Sonra ise harcayın. Harcayın ki huzura kavuşsun yüreğiniz...
Ya Rabbi! Sesimizi duyansın, hallerimizi bilensin. Açtık gönlümüzü sana, sen imdat eyle, sen affeyle, sen yollarımızı hayır eyle.
Hayatını, kuruş üzerine kuranlar, duruştan ne anlar… Hangi dert sizi yoruyorsa Rabbim o dertten sizi feraha çıkarsın…
Karşılık göremediğimiz hiçbir şeyi uzatmıyoruz, hayat bencil insanlara vakit harcayacak kadar uzun değil…
Dert derde benzer belki ama kalp kalbe benzemiyor. Kimi ince düşünmekten yoruyor kalbini, kimi boş vermekle rahatlatıyor kendini… Kalbinizi saran kötülükten kurtulmadıkça çiçek açamaz.
İnsan insanı menfaatle değil, gönül bağıyla sürüklemeli peşinden; yormadan, kırmadan… Bir insan kederi kadar olgun, hoşgörüsü kadar samimi, merhameti kadar insandır…
İnsan insana yara değil, yâr olmalı, yaren olmalı, çare olmalı… Birbirinizi kırmanın maharetine değil de, gönül almanın zarafetine ihtiyacımız var.. Varsın, zarifliğimizi zayıflıktan saysınlar.. İnsana kıymet vermeyen kişiler zarafeti zayıflıktan bilirler.
Nemrut ne kadar büyük ateş yakarsa yaksın, sırtında bir damla suyla gelen karıncanın tarafı kazanacaktır…
Vefa, dosta sunulacak en kıymetli armağandır… Yolda kimseyi bekleme, işi düşerse o sana yetişir… Zaten hayat, herkesi farklı bir terazide tartıyor…
Hiç kimse başkasına kirli diyecek kadar temiz değil maalesef.. Nefsinizi temize çıkarmak için karşınıza değil içinize bakın! Araya soğukluk girdi mi Ağustos sıcağında bile ısınamazsınız...
Utanmasını kaybeden yalanı bulmuş; Kaliteli insan işiyle, boş insan kişiyle uğraşır… kirli, pis. karışık, düzensiz ve müptezel emellerin maskarası olmuş! Bunların yüz derileri riya makyajıyla örülmüş! Allah, hainin ve devşirmenin şerrine fırsat vermesin.
