Kadının köle olarak görüldüğü bir evde kendisini efendi zanneden erkek, oturup bir kez daha düşünmelidir. Eğer hanımını köle olarak görüyorsa, aslında kendisi de kölenin kocasıdır. Böyle bir düşünce ne erkeğe saygınlık kazandırır ne de aileye huzur getirir.
Oysa gerçek büyüklük, karşısındakini küçültmekte değil; değer vermekte gizlidir. Bir erkek eşine saygı duyduğunda, onu hayat arkadaşı olarak gördüğünde hem kendisini hem de yuvasını yüceltir. Çünkü ev dediğimiz yer, iki insanın birbirini yükselttiği bir yerdir.
Eşini hanımefendi yapan erkek, aslında kendisini de efendi yapmış olur. Çünkü saygı tek taraflı değil, karşılıklıdır. Eşini sultan eden bir erkek ise aslında kendi hayatının padişahıdır. Zira bir kadının gönlünü yücelten, evinin de huzurunu büyütür.
Unutmamak gerekir ki güçlü ailelerin temelinde karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış vardır. Kadını küçülten değil, kadını yücelten bir anlayış; hem aileyi hem de toplumu güçlendirir.
Belki de bazen sadece şu soruyu sormak gerekir: Bir evde gerçekten kim büyüktür? Karşısındakini küçülten mi, yoksa onu yücelten mi?
