Bir karar alındı.
Bir kalem oynatıldı.
Memura verildi, emekliye bakılmadı.
Üstelik adına da “seyyanen zam” denildi.
Ama içinde adalet yoktu, vicdan yoktu.
Devletle sözleşmesini yıllar önce yapmış emekli,
“Ben çalışacağım, sen yarın beni koruyacaksın” diye bu düzene inanmıştı.
Bugün ise “bir kereden bir şey olmaz” denilerek dışarıda bırakıldı.
O “bir kere” var ya…
Sandıkta çok şey oldu.
Kimse sonucu anlamakta zorlanmasın. Büyükşehirlerde yaşanan tablo bir tesadüf değil.
17 milyona yaklaşan emekliyi görmezden gelirseniz, o da sizi görmezden gelir.
Bu işin matematiği basit, ama vicdanı ağırdır.
“Hazinede yok” denildi.
Peki soru şu: Yoksa herkese yoktur. Varsa herkese vardır.
Aynı kasadan çıkan para, eşit bölünebilirdi.
Paylaşım tercihti, zorunluluk değil.
Emekli sadaka istemiyor.
Lütuf hiç istemiyor.
Sadece hakkını istiyor.
Yıllarını verdiği bu ülkede, sonbaharını yoklukla geçirmek istemiyor.
Unutulmamalı ki emekli susar…
Ama sustuğu yerde biriktirir.
Ve günü geldiğinde, en gür sesi sandıkta çıkar.
Duymayanlar bilsin: Emeklinin feryadını duymazsanız, emekli de sizi duymaz.
