Bu cümleleri bundan 10 yıl önce söyleseydik belki daha yüksek bir karşılığı olurdu. O zamanlar siyaset daha çok umut üzerinden konuşulurdu. İnsanlar verilen sözlerin bir gün mutlaka tutulacağına inanmak isterdi.
Bugün ise geldiğimiz noktada, özellikle küçük yerleşim yerlerinde güven meselesi her şeyin önüne geçmiş durumda. İşte tam da burada Diyadin’i konuşmak gerekiyor.
Diyadin küçük bir ilçe olabilir ama hafızası büyüktür. Burada siyaset sadece meydan konuşmalarından ibaret değildir. Aynı sokakta selamlaşılan, aynı düğünde karşılaşılan, aynı cenazede omuz omuza durulan bir hayattır siyaset. O yüzden yapılan her hata daha görünür, söylenen her söz daha kalıcıdır.
Diyadin’de insanlar artık büyük vaatlerden çok, küçük ama gerçek adımlara bakıyor. İlçenin ekonomisi güçleniyor mu? Gençler göç etmek zorunda kalmadan burada bir gelecek kurabiliyor mu? Esnaf ayakta kalabiliyor mu? Tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşın yükü hafifliyor mu?Çünkü Diyadin yıllardır bekliyor.
Yatırım bekliyor.
İstihdam bekliyor.
Samimiyet bekliyor.
Siyasetin en ağır sınavı da burada başlıyor: Samimiyet sınavı.
Seçim dönemlerinde verilen sözler unutulabilir sanılıyor belki ama Diyadin unutmaz. Küçük yerlerde hafıza güçlüdür. İnsanlar sadece ne söylendiğini değil, neyin yapılmadığını da hatırlar.
Ve şunu da unutmamak gerekir:
Namuslu bir hikâyeniz varsa, nerede olursanız olun sizi kimse yıkamaz.
Diyadin’de bu söz daha da anlamlıdır. Çünkü burada insanlar partiden önce kişiye bakar. Makamdan önce karaktere bakar. Eğer duruşunuz netse, niyetiniz halisse ve ilçenin derdiyle gerçekten dertleniyorsanız, zaman sizi haklı çıkarır.
Ama güveni kaybederseniz, en sağlam görünen siyasi zemin bile bir gün ayağınızın altından kayar.Diyadin’in artık yüksek sesli tartışmalara değil, temiz bir dile ve güçlü bir iradeye ihtiyacı var.
Çünkü bu ilçe; gösterişi değil, samimiyeti; sözü değil, icraatı ayakta tutar.
