Bizleri ulusal medyaya çıkaracak cesarette kimse olmadığı için, memlekete hizmeti buradan yapmaya çalışıyorum. Belki manşetlerde yer bulmuyoruz, belki büyük ekranlarda adımız geçmiyor ama bilin ki bu toprakların derdi büyük, sesi ise küçük kalıyor.
İşte o sesi biraz olsun duyurmak için yazıyorum.
Yazmak benim için bir tercih değil, bir mecburiyet.
Görüp de susmak ihanettir; bilip de yazmamak vicdana ağır gelir. Bu yüzden kalemim bazen sert, bazen kırgın, bazen de fazlasıyla öfkeli olabilir.Çünkü bu satırlar, içinde volkan patlayan bir ruhun yansımasıdır.
Kimseye yaranmak için yazmıyorum.
Kimsenin hoşuna gitsin diye kelimeleri süslemiyorum.
Yanlışa yanlış, doğruya doğru demek için yazıyorum.
Bu memleket sahipsiz değil demek için yazıyorum.Bazen “çok yazıyorsun” diyorlar…
Oysa keşke yazacak bu kadar çok sorun olmasaydı. Keşke her yazı bir güzelliği, bir başarıyı, bir sevinci anlatsaydı. Ama gerçekler böyle değil. Gerçekler susarak değişmiyor.
Ben yazmaya devam edeceğim.Sıkılan olursa kusura bakmasın, alışan olursa başımın üstünde yeri var. Çünkü bu kalem, memleketin kalemi; bu sözler şahsi değil, toplumsal bir çığlıktır.
Ve unutmayın:
Bazen bir köşe yazısı, koca bir sessizliği bozar.
