Bugün, 5 Mart 2026 Perşembe

İsmet Oğuzkan


BİR ÖĞRETMENİN ARDINDAN: SUSMAYACAĞIZ, UNUTMAYACAĞIZ

İstanbul Çekmeköy'deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görev yapan 44 yaşındaki öğretmen,öğrencisi tarafından öldürüldü. 2 Mart 2026 günü okul saatleri içerisinde 11. sınıf öğrencisi F.S.B. (17), yanında getirdiği bıçakla biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik ile birlikte bir başka öğretmen ve bir öğrenciyi bıçakla yaraladı. Ağır yaralanan Çelik kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.


Olayı gerçekleştiren öğrenci, polis ekiplerince gözaltına alındı. Yaralanan diğer öğretmen ve öğrenci ise tedavi altına alındı. Olayın ardından saldırgan öğrenci F.S.B. tutuklandı.

Olayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli ve idari soruşturma başlatıldı; Millî Eğitim Bakanlığı olayla ilgili müfettiş görevlendirdi. Bir öğretmen daha toprağa verildi.Bir sınıf daha sessizliğe gömüldü.Bir kara tahta daha eksik kaldı. Bu yazı bir haber değildir. 

Bu yazı bir isyandır.Bu yazı bir annenin, bir babanın, bir meslektaşın ve en çok da bir evladın yüreğinde açılan yaranın kelimelere dökülmüş halidir.

Bir öğretmen; sadece ders anlatan kişi değildir. O; bir çocuğun hayatına yön veren, karakter inşa eden, umut aşılayan, sabrı öğreten kişidir. O; bazen bir anne, bazen bir baba, bazen bir sırdaş, bazen de karanlıkta yakılan bir ışıktır.

Bugün sorulması gereken soru şudur:Biz neyi kaybettik?Bir öğretmeni mi?Yoksa saygıyı, disiplini, merhameti ve sınır bilincini mi? Şiddet bir anda ortaya çıkmaz.Şiddet; evde duyulan bir cümlede başlar,sosyal medyada normalleştirilen bir görüntüde büyür,cezasız kalan bir davranışta cesaret bulur,ve sonunda geri dönüşü olmayan bir felakete dönüşür.

Velilere açık ve net söylüyorum:Çocuğunuza sadece başarıyı öğretmeyin.Sorumluluğu öğretin. Sadece hak aramayı öğretmeyin.Sınır bilmeyi öğretin.Sadece özgüveni öğretmeyin.Saygıyı öğretin.

Öğretmen; hedef tahtası değildir.Öğretmen; toplumun omurgasıdır.Okullar; hesaplaşma alanı değil, eğitim yuvasıdır.Bir öğretmene kalkan el, aslında geleceğe kalkmıştır.Bir öğretmene yönelen öfke, yarın bir başka masuma yönelecektir. Bu olay münferit değildir.

Bu olay, yıllardır biriken ihmallerin, görmezden gelinen disiplin zaaflarının ve “çocuktur yapar” anlayışının sonucudur.

Artık susma zamanı değil.Artık net konuşma zamanıdır.Okullarda disiplin yeniden tesis edilmelidir.Öğretmenlerin hukuki ve idari güvencesi güçlendirilmelidir.Şiddete sıfır tolerans ilkesi laf değil, uygulama olmalıdır.

Veliler;Öğretmenle rekabet etmeyin.Öğretmeni itibarsızlaştırmayın.Çocuğunuzun yanında öğretmeni küçük düşürmeyin.Unutmayın: Öğretmenin değersizleştiği yerde eğitim çöker.

Topluma çağrımdır:Bir öğretmeni kaybettiğimiz gün, aslında bir nesilden bir parçayı kaybederiz.Eğer bugün gereken tavrı koymazsak, yarın çok daha ağır bedeller öderiz.

Bu yazı bir vedadır.Ama aynı zamanda bir uyarıdır.Bir öğretmenin hatırası önünde eğilirken,geleceğimizi korumak için ayağa kalkmak zorundayız. Unutmayacağız.Normalleştirmeyeceğiz.Ve asla susmayacağız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.