Bugün, 25 Şubat 2026 Çarşamba

Metin Karip


Anormal Kalabilmek

Her şeyin normalleştiği… Ya da bize normalmiş gibi kabul ettirildiği bir zaman diliminden geçiyoruz.


Yanlışın sıradanlaştığı, haksızlığın alışıldık hale geldiği, suskunluğun erdem gibi sunulduğu bir çağ bu. Öyle ki insan bazen kendi vicdanını bile sorgular hale geliyor: “Acaba ben mi abartıyorum?” diye.

Oysa bazı dönemlerde normal olan, aslında anormaldir.

İşte tam da böyle zamanlarda fark ortaya koymanın tek yolu; anormal kalabilmektir. Anormal düşünmek, anormal itiraz etmek, anormal bir duruş sergilemek…

Çünkü sürüye katılmak kolaydır. Alkışa karışmak kolaydır. Güçlünün yanında hizalanmak kolaydır. Zor olan; kalabalıkların tersine yürüyebilmektir.

Bu hiç de kolay bir şey değildir.

Bazen dışlanırsınız.

Bazen “uyumsuz” ilan edilirsiniz.

Bazen cüzzamlı muamelesi görürsünüz.

Sizi davet etmezler, adınızı anmazlar, görmezden gelirler. Hatta kaybedersiniz… Makam kaybedersiniz, çevre kaybedersiniz, imkân kaybedersiniz.

Ama bir şeyi kaybetmezsiniz: Kendinizi.

İnsanın en büyük serveti; aynaya baktığında gözlerini kaçırmamasıdır. En büyük gücü; yalnız kalsa da doğru bildiğinin yanında durabilmesidir.

Belki bugün için bu duruş çok anlamlı görünmeyebilir. Belki kimse fark etmez, kimse alkışlamaz. Hatta “boşuna direniyorsun” diyenler bile çıkar.

Ama yarın…

Yarın, herkesin hesabını verdiği o iç muhasebe gününde, en kıymetli ahlaki sermayeniz bu olacaktır. Çünkü para tükenir, güç el değiştirir, kalabalıklar dağılır. Fakat karakter kalır.

Ve bazı zamanlarda anormal kalabilmek, aslında insan kalabilmektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.