Fakat mesele sadece bireysel doğrulukla bitmiyor. Toplumlar, değerler üzerine kurulur. İnançlar, gelenekler ve kültürel kodlar yüzyıllar boyunca bir hayat nizamı oluşturur. İnsan, sadece biyolojik bir varlık değil; aynı zamanda anlam arayan, kimlik taşıyan bir varlıktır.
Bugün en çok tartışılan konulardan biri de cinsiyet meselesidir. “Allah’ın verdiği cinsiyet” ifadesi, inanan insanlar için yaratılış gerçeğine işaret eder. Erkek olarak yaratılanın kadınlığa, kadın olarak yaratılanın erkekliğe yönelmesi… İşte burada soru şudur: Buna ne diyelim?
Önce şunu ayırmak gerekir:
Bir insana hakaret etmek, onu aşağılamak, şiddete maruz bırakmak asla ahlak değildir. İnsan onurunu korumak, her şartta ahlakın gereğidir. Kim olursa olsun, insan insandır ve saygıyı hak eder.
Ancak bir başka mesele daha vardır: Toplumun değerleri ve inanç dünyası. İnanan bir insan için yaratılışın değişmezliği esastır. Bu bakış açısından cinsiyet değişimini kabul etmek mümkün olmayabilir. Bu bir inanç ve değer meselesidir.
Peki bu durumda ne yapılmalı?
Ahlak, burada da kendini gösterir. Ahlak; hem inancını koruyabilmek hem de insana saygıyı elden bırakmamaktır. Kendi değerini savunurken başkasını aşağılamamak, farklı olanı düşmanlaştırmamak, tartışmayı nefret diline dönüştürmemek… İşte asıl sınav budur.
Toplumların dengesi iki uç arasında kurulur: Bir yanda “her şeyi serbest bırakalım” anlayışı, Diğer yanda “farklı olanı yok sayalım” yaklaşımı.
Oysa ahlak; ölçüdür. Ölçü ise taşkınlıkta değil, itidalde bulunur.
İnanan biri için cinsiyet, ilahi bir takdirdir. Bu bakış açısı nettir. Fakat aynı zamanda inanan biri için zulüm de haramdır. Hakaret de yanlıştır. İnsan onurunu çiğnemek de günahtır.
Bugün asıl ihtiyacımız olan şey; bağırarak değil, konuşarak meseleleri ele almaktır. Herkesin kendi inancını yaşama hakkı olduğu gibi, kimsenin başkasına zorbalık yapma hakkı da yoktur.
Ahlak; sadece “ben neye inanıyorum” sorusuna verilen cevap değildir.
Ahlak; “bana benzemeyene nasıl davranıyorum” sorusunun da cevabıdır.
Son söz şudur:
Ahlak ya vardır ya da yoktur.
Ve ahlak, hem değerlerine sahip çıkabilmek hem de insan kalabilmektir.
