Bugün, 4 Mart 2026 Çarşamba

Metin Karip


Ağrı’nın Yazgısı: Dağların Asaleti, İnsanların İmtihanı

Dağların kardeş, insanların ise kalleş olduğu bu toprakların kaderini anlatmaya kelimeler yetmiyor. Yazdığım hiçbir öyküye, hiçbir kahır yüklü şiire sığmadı bu memleketin hüznü. Çünkü mesele yalnızca bir coğrafya değil; mesele, suskun bırakılmış bir şehrin, kaderine razı edilmek istenen bir halkın hikâyesidir.


Burası Ağrı…

Gölgesini şehrin üstüne merhamet gibi seren

Ağrı Dağı’nın eteklerinde, kadim bir sabrın adıdır Ağrı. Dağlarımız merttir; rüzgârı sert, kışı çetin ama yüreği temizdir. İnsanımız da öyledir aslında. Fakat yıllardır ihmal edilmişliğin, yoksulluğun ve umutsuzluğun gölgesinde, nice güzel hasletler küskün kalmıştır.

Onun içindir ki çiçeklerimiz solgun açıyor. Güneşimiz puslu doğuyor sabahlara. Yeni doğan yavruların çığlığı bile sanki bu kadim şehrin yükünü omuzlarında taşıyor.

Bu tabloyu ne vicdan kabul eder ne de kader diyerek geçiştirilebilir. Eğer kader buysa, bu kaderi yazan kalem insanın ihmali, adaletsizliği ve vurdumduymazlığıdır. Yıllardır değişmeyen manzara ortada: Depremler, seller, felaketler… Her sarsıntıda biraz daha yoksullaşan hayatlar… Her krizde biraz daha unutulan insanlar…

Ve en acısı da şudur:

Beş para etmeyen, günü kurtarmaktan başka bir vizyonu olmayan, halkın derdiyle dertlenmeyen müptezel siyaset anlayışı… İşte Ağrı’nın gerçek imtihanı burada başlıyor. Çünkü bu şehir doğayla savaşmayı bilir; soğuğa, kara, tipiye direnmeyi öğrenmiştir. Ama umursamazlığa, liyakatsizliğe ve adaletsizliğe karşı direnmek, en çetin kıştan bile daha ağırdır.

Oysa Ağrı’nın kaderi bu olmamalıydı. Bu şehir; tarihiyle, kültürüyle, inancıyla, mert insanıyla ayağa kalkacak kudrete sahiptir. Yeter ki ona yukarıdan bakılmasın. Yeter ki seçimden seçime hatırlanmasın. Yeter ki dağların gölgesinde yaşayan bu onurlu insanlar, yalnız bırakılmasın.

Dağlarımız kardeş kalmaya devam edecek. Ama insanlar da kardeş olmayı yeniden hatırlamalı.

Ağrı’nın güneşi puslu doğuyorsa, bu şehrin kaderi karanlık olduğu için değil; üstüne çöken sis dağıtılmadığı içindir. Ve o sis dağıldığında, bilinmelidir ki bu topraklardan yalnız hüzün değil; direniş, umut ve yeniden doğuş da yükselecektir.

Çünkü Ağrı, kaderine razı bir şehir değil; sabrının sonuna kadar direnen bir şehirdir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.