Tarih: 01.12.2023 08:53

İSMET OĞUZKAN YAZDI...EVLENEN VE BOŞANMAK İSTEYENLER OKUSUN

Facebook Twitter Linked-in

Boşanmalar, mağdur edilen çocuklar ve sosyal yaralar içimizi parçalar. 
Türkiye'de geçen yıl evlenen çiftlerin sayısı 574 bin 358'e,boşanan çiftlerin sayısı da 180 bin 954'e yükseldi.
Türkiye  İstatistik Kurumu,evlenme ve boşanma istatistiklerine göre, geçen yıl evlenen çiftlerin sayısı 2021'e göre yüzde 2 artarak 574 bin 358'e çıktı.Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı binde 6,76 olarak gerçekleşti.
Geçen yıl boşanma sayısı da bir önceki yıla göre yüzde 2,9 artışla 180 bin 954'e yükseldi. Kaba boşanma hızı binde 2,13 oldu.
Yıllara göre ortalama ilk evlenme yaşı incelendiğinde, her iki cinsiyette de ilk evlenme yaşının arttığı görüldü. Ortalama ilk evlenme yaşı 2022 yılında erkeklerde 28,2 iken kadınlarda 25,6 oldu. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı ise 2,6 yaş olarak gerçekleşti.Lütfen boşanmalar olmasın,çocuklar mağdur olmasın.Gelin sizleri duygu deryasına daldırıp ders almanızı sağlayalım.  
Adamın birisi karısı ile hiç geçinemez. Evde her gün basit şeyler yüzünden tartışma olur. Adam bu tartışmalardan bıkıp artık ayrılmak ister. Bunların münakaşaları yüzünden iki tarafın ailelerinin de araları açılır…
Bu şahıs bir gün perişan bir hâlde, istişare etmek için tecrübe sahibi, ilim ehli, herkes tarafından sevilen, sözüne güvenilen bir zata gidip durumu anlatır, hanımından boşanmak istediğini söyler. O zat, ona;
“Artık ayrılsan da fark eden bir şey olmaz. Şurada bir ay kadar ömrün kaldı, ne istiyorsan yap!” der… Bu sözü duyan adam şoke olur, rengi atar, yine perişan bir durumda çıkar gider…
Rastladığı tanıdıklarıyla helalleşmeye başlar. Eve gider, hanımına ağlamaklı;
“Hatun gel, bunca zamandır seni üzdüm, sana iyi kocalık yapamadım, istediğini alamadım, hakkını gözetemedim, ne olur beni affet, bana hakkını helal et” der.
Hanımı;
“Allah Allah, bu adama ne oldu da böyle şeyler yapıyor!” der, acır ona ve “Bey, asıl sen hakkını helal et, ben hep edepsizlik yaptım, seni çok üzdüm” der. İkisi de başlar ağlamaya…
Sonra adam, kavgalı olduğu kayınpederine gider. Onlarla da ağlayarak helalleşir. Adamın hanımı da, kendi kayınvalidesine gidip aynı şekilde helalleşir. Artık evde her gün cennet hayatı yaşarlar ve birbirlerini hiç üzmezler…
Ama adam, hanımına, o zatın, öleceğine dair sözünden hiç bahsetmez… Bir ayın dolması için günleri sayar. Günler yaklaştıkça bunun iyiliği artar, geceleri de ibadet eder. Bunun iyiliği artınca hanımının da ve ailelerin de iyiliği artar…
Bir ay dolar. Ha bugün öleceğim ha yarın… derken, bir türlü ölmez! “Kesin bir ay denmedi, bir ay kadar dendi, belki birkaç gün daha var” diye düşünür…
Birkaç gün daha bekler, yine ölmez. Sonra o zatın yanına gider;
“Efendim ben ölmedim” der. O zat da;
“Ne ölmesi?” deyince;
“Efendim siz ‘bir ay kadar ömrün kaldı’ demiştiniz, o bir ay doldu ama ben ölmedim” der. O zat;
“Kardeşim, ben senin ne zaman öleceğini bilemem, ama şunu biliyorum, ölüm var, bir gün elbette öleceksin. Ölecek adam kavga niza ile hayatını zehir etmez. Şu andaki hayatından memnun musun?” der.
Adam: “Evet hiç tartışmamız olmuyor” der.
O zat; “Haydi artık böyle devam edin” der… O ailenin iki çocukları olur, gül gibi geçinip giderler…
İşte bütün mesele ölümü unutmamak. Ölümü unutunca ne oluyor, unutmayınca ne oluyor bu açık bir örnek. Bütün sıkıntılar ölümü unutmaktan, hak ve hukuka riayet etmemekten yani dinimize uymamaktan ileri gelir…




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —