Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılına ilişkin Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri'ne göre, TRB2 Bölgesi'nde bulunan Ağrı, Türkiye'nin en yoksul ve yaşam koşulları kötü olan illeri arasında yer aldı. Ağrı'yı, Urfa ve Van takip etti.
Türkiye'nin kişi başına düşen en düşük milli gelire sahip ili olan Ağrı, işsizliğin de en fazla olduğu şehirler arasında yer alıyor. Asgari ücret yeni yılda 17 bin 2 TL olarak belirlendi.
Ancak Türkiye'nin 'en yoksul' şehrinde ne iş veren bu rakamı verebileceğine inanıyor ne de işçi bu maaşı alabileceğini düşünüyor.
'ENİNDE SONUNDA KEPENKLERİ KAPATACAĞIZ'

Ağrı'nın Diyadin'in ilçesine Umut Pastanesinin işletmecisi de bu maaşı veremeyeceğini düşünen esnaflardan. Yeni asgari ücret ve sigorta primleri ile bir personelin aylık maliyetinin 25 bin TL'yi bulduğunu ifade eden işletmecisi, "Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Önünde sonunda kepenkleri kapatacağız. Başka yolu yok. İşçi de haklı işveren de haklı. Şu anda 3 personel çalıştırıyorum. Hepsine asgari ücret veriyorum, sigortalarını yapıyorum. Hesapladığında aylık 250 bin TL'yi geçiyor. Sadece bu da değil diğer masraflar da arttı. Bir kilo poşetin bile fiyatı 50 TL oldu. Elektrik faturası geliyor 20 bin TL. Kurtarmıyor. Bir iki personel olsaydı yine de 'tamam' diyebilirdim. 5-10 bin TL zam yapmak dokunmazdı" diyor.
'GELİP DÜKKANIMI KAPATSALAR BİLE VEREMEM'

Diyadin'de bir ekmek fırını işleten Yunus Nas da çalıştırdığı 3 personele 17 bin 2 TL'yi ödeyemeyeceğini söyleyenlerden. Bugüne kadar da asgari ücreti veremediklerini belirten Nas, "Ben kendimi işçi yerine koyduğumda, bu maaşın bile az olduğunun farkındayım. 17 bin TL ile geçinmek zor ama işveren açısından baktığında bu rakamı vermek de zor. Şimdi gelip dükkanımı kapatsalar bile veremem. Ne yapayım? Şu anda Diyadin'de her fırında durum böyledir" dedi.
Diyadin'de bir yıl içinde ekmeğe üç defa zam geldiği halde masraflarını bile karşılayamadıklarını belirten Nas, "Ekmek 5 TL iken 6 TL'ye çıktı ama bizim kullandığımız malzemelere daha fazla zam geldi. Biz bir çuval unu 150 TL'ye alıyorken şimdi 600 TL'ye çıkmış. Bir koli mayayı, pandemiden önce 80 TL'ye alıyordum, şimdi 450 TL'ye çıkmış. Bir ton odunu 1000 TL'ye alıyordum, 4 bin TL'ye çıkmış. Ekmeğe gelen zam da aynı oranda artmış olsaydı, bizim bir ekmeği en az 10 TL'den vermemiz gerekirdi. Markette satılan 30 gramlık bir kek bile ekmekten daha pahalı" diye konuştu.
'ASGARİ ÜCRET BİZE ÇOK, PERSONELE AZ'

Diyadin'in en işlek caddesi olarak bilinen İnönü Caddesi'nde bir mobilya mağaza işleten Ersin Sarı de artan masraflardan ve yüksek kiralardan şikayetçi. Yeni asgari ücreti ödeyebilmek için personel sayısını azaltma yoluna gideceklerini söyleyen Bilir, "Asgari ücret bize çok, personele az. Devletin bu işe bir çare bulması lazım. Personelin de suçu yok. Asgari ücreti istemek en doğal hakkı. Gönül ister ki, asgari ücretten daha fazla verebilelim. Ancak veremeyeceğimizin farkındayız. 17 bin TL'nin, bugün Diyadin koşullarında bile kıymeti yok ama bizde de yok ki verebilelim. Asgari ücret artınca diğer maliyetler de artıyor. Birini ödeyebilsek, diğerini ödeyemeyiz" dedi.
'25 YAŞINDAYIM BUGÜNE KADAR HİÇ SİGORTAM OLMADI'
Konuşma sırası işçiye geldiğinde, daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor. Hali hazırda çalıştığı işini kaybetmekten imtina ettiği için isminin ve fotoğrafının paylaşılmasını istemeyen bir 25 yaşındaki genç bir işçi şu sözlerle durumunu özetledi: "Keşke milletvekillerine asgari ücret verilseydi. Bir ay evlerini asgari ücret ile geçindirmeye çalışsalardı. Kim demiş ki asgari ücret 17 bin TL diye. Ben üç yıldır asgari ücret nedir bilmiyorum. Hep asgari ücretin altında çalışıyorum. Asgari ücret artıyor, bizim maaşlar yerinde sayıyor. Bir hastaneye gitmek istesem gidemiyorum. Niye? Çünkü sigortam da yok. Sigorta nasıl bir şeydir, onu bile bilmiyorum. 25 yaşındayım bugüne kadar bir sigortam bile olmadı. Minibüste muavinlik yaptım, lokantada çalıştım, kafede çalıştım, motosiklet ile kuryelik yaptım ve şu anda da bir giyim mağazasında çalışıyorum. Hiç sigortam olmadı, sadece üç sene önce bir kez asgari ücret alabildim. Bu iş de elimden gider diye, çalıştığım iş yerini söylemekten, adımı söylemekten bile çekiniyorum. Ben 17 bin maaş alana 'zengin' gözüyle bakıyorum."
'İŞSİZLİK ORANI YÜKSEK OLDUĞU İÇİN İNSANLAR KARIN TOKLUĞUNA ÇALIŞIYOR
Diyadin Gazeteciler Cemiyeti Korucu Başkanı Metin Karip de Diyadin'de asgari ücretin bile altında çalışanlara dikkat çekti. Karip, "Diyadin'de 17.002 TL olarak açıklanan asgari ücret uygulaması özel işletmelerin çoğunda uygulanmamakta ve buna dair bir denetim yapılmamaktadır.
Öncelikle açıklanan asgari ücretin uygulanması için bir teşvik ve denetim sistemi kurulmalıdır. Bu konuda emekçinin hakkını koruyan bir çalışma ve sosyal güvenlik sistemi yoktur. İşsizlik oranları çok yüksek olduğu için insanlar karın tokluğuna, güvencesiz ve sigortasız olarak çok düşük ücretlerle çalışmayı kabul etmek zorunda kalmaktadır. Ağrı İŞKUR İl Müdürlüğü ve Ağrı SGK'nin kurum denetimlerini sıkılaştırması ve gerekli çalışmaları başlatması elzemdir" dedi.
Türkiye'de her iki çalışandan birinin, Diyadin'de ise çalışanların yüzde 80 ila 90'ının asgari ücret veya altında çalıştırıldığını söyleyen Karip, "Türkiye genelinde yoksulluk sınırı 47 bin TL'yi aşmış durumda ve açlık sınırı ise 15 bin TL bandına yakındır. Türkiye genelinde de yetersiz olan asgari ücret düzeyi, Diyadin için yoksulluğun kısır döngüsünü devam ettirmektedir.